TARIMDA ASIL SORUNUMUZ ÜRETMEK DEĞİL, YÖNETEMEMEK!
- Dr. Murat Hocalar

- 5 Ağu
- 2 dakikada okunur

Türkiye, dünyanın en şanslı tarım ülkelerinden biridir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, zengin biyoçeşitliliği, verimli ovaları, güçlü tarıma dayalı sanayisi ve çalışkan üreticisiyle birçok ülkenin sahip olmak istediği avantajlara sahibiz. Buna rağmen bugün tarım sektörünün gündemini; yüksek maliyetler, düşük kârlılık, su yetersizliği, plansız üretim ve fiyat dalgalanmaları oluşturmaktadır.
Sorunlarımızın önemli bir kısmı aslında üretim eksikliğinden değil, üretimin yönetilememesinden kaynaklanmaktadır.
Bir tarafta ürününü satamayan üretici, diğer tarafta yüksek fiyat nedeniyle ürüne ulaşmakta zorlanan tüketici varsa; burada yalnızca piyasa şartlarını değil, planlama ve koordinasyon eksikliğini de sorgulamak gerekir.
Hayvancılıkta yıllardır aynı döngüyü yaşıyoruz. Yem fiyatları yükseliyor, üretici zarar ediyor, damızlık hayvanlarını kesime gönderiyor. Bir süre sonra arz azalıyor, bu kez et ve süt fiyatları yükseliyor. Ardından ithalat gündeme geliyor. Oysa sürdürülebilir bir sistemde amaç, üreticiyi üretimde tutmak ve tüketiciyi makul fiyatlarla güvenilir gıdaya ulaştırmaktır.
Bitkisel üretimde de benzer bir tablo var. Bir yıl patates para etmiyor, ertesi yıl üretim azalıyor ve fiyatlar hızla yükseliyor. Domates, soğan, limon, ayçiçeği… Sorun ürünlerde değil, veriye dayalı üretim planlamasının yetersizliğinde.
Bugün tarımın en stratejik konusu ise şudur;
Türkiye artık su zengini bir ülke değildir. Kullanılabilir su kaynaklarımız sınırlıdır ve iklim değişikliği bu baskıyı her geçen yıl artırmaktadır. Bundan sonra tarımı konuşurken yalnızca toprak değil, su bütçesi de konuşulmalıdır. Hangi havzada hangi ürünün, ne kadar su tüketerek üretileceği bilimsel verilerle belirlenmelidir.
Bunun yanında tarımın geleceğini belirleyecek diğer kavramlar da açıktır: Verimlilik, teknoloji, dijitalleşme ve katma değer. Yapay zekâ destekli üretim planlaması, hassas tarım uygulamaları, dijital izlenebilirlik ve modern sulama sistemleri artık geleceğin değil, bugünün ihtiyaçlarıdır.
Türkiye’nin tarımda rekabet gücü, daha fazla üretmekten çok daha doğru üretmek, daha verimli üretmek ve daha yüksek katma değer oluşturmak ile artacaktır.
Üreticimizin emeği değerlidir. Ancak emeğin kazanca dönüşebilmesi için güçlü bir tarım politikası, öngörülebilir destekleme sistemi, etkin kooperatifçilik, bilim temelli karar alma süreçleri ve güvenilir piyasa mekanizmaları gereklidir.
Tarım, yalnızca çiftçinin meselesi değildir. Tarım; gıda güvenliğinin, ekonomik bağımsızlığın, kırsal kalkınmanın ve milli güvenliğin temelidir.
Üreten Türkiye, güçlü Türkiye’nin vazgeçilmez şartıdır. Ancak güçlü üretim; doğru planlama, doğru yönetim ve doğru politikalarla mümkündür.



Yorumlar